Lider
Yeni Üye
- Katılım
- 21 Şub 2024
- Mesajlar
- 18
- Tepkime puanı
- 3
- Puanları
- 3
Daha Z kuşağının dünyada olmadığı zamanlarda, X ve Y kuşaklarına hatta X kuşağı Y kuşağı bile denmediği dönemde, anne babalar çocukları çok küçükken "Benim oğlum doktor olacak, kızım mühendis olacak" gibi ifadelerle çocuklarına STATÜYÜ TANRILAŞTIRMA hastalığını aşıladılar. Çocuklarına AHLAK, ADALET, SAYGI, MERHAMET gibi kavramlar hakkında hiçbir şey öğretmediler. İşte Z kuşağını doğuran ve yetiştiren anne babalar da böyle yetişti.
Yıllar geçtikçe çocuklar için okul, dershane, ders kursu gibi not ve puan saçmalıkları çok daha önemli hale geldi. Öyle ki, 80'li ve 90'lı yıllarda çocukların bolca oynadığı oyunlarla bile tanışamadılar.
İnsanların çoğu yerde insan olarak değer görmüyordu. Herkes öncelikle mesleğe ve maaşa dayalı statülerine değer veriyordu. STATÜYÜ TANRILAŞTIRMA hastalığı yıllar öncesinde de mevcuttu. İş bulma koşulları zorlaştıkça insanlar daha da çaba harcadılar. Çok daha kötüsü, bireyler makam ve mevkilerini kötüye kullanarak çıkar sağladıkları için üst mevkidekiler kat kat daha fazla kazanıyordu. Böyle sisteme karşılık, kişi ne kadar aşağıda ise o kadar hakkı yeniliyordu. Makam ve mevkiler arasındaki gelir ve adalet uçurumunu daha da artırdı.
Yaşadığımız toplumda SAYGI kavramı da evrensel ve sözlükteki anlamından çok farklı bir yerdeydi. İnsanlar, saygıyı, makam ve statüye göre tapınmak ve yalakalık yapmak şeklinde yorumluyorlardı. Alt düzey emekçiler hor görülüyor ve aşağılanıyordu.
İnsana insan olarak değer vermeyen, ahlaki ve kültürel değerleri hiçe sayan toplum olduk ne yazık ki.
Yıllar geçtikçe çocuklar için okul, dershane, ders kursu gibi not ve puan saçmalıkları çok daha önemli hale geldi. Öyle ki, 80'li ve 90'lı yıllarda çocukların bolca oynadığı oyunlarla bile tanışamadılar.
İnsanların çoğu yerde insan olarak değer görmüyordu. Herkes öncelikle mesleğe ve maaşa dayalı statülerine değer veriyordu. STATÜYÜ TANRILAŞTIRMA hastalığı yıllar öncesinde de mevcuttu. İş bulma koşulları zorlaştıkça insanlar daha da çaba harcadılar. Çok daha kötüsü, bireyler makam ve mevkilerini kötüye kullanarak çıkar sağladıkları için üst mevkidekiler kat kat daha fazla kazanıyordu. Böyle sisteme karşılık, kişi ne kadar aşağıda ise o kadar hakkı yeniliyordu. Makam ve mevkiler arasındaki gelir ve adalet uçurumunu daha da artırdı.
Yaşadığımız toplumda SAYGI kavramı da evrensel ve sözlükteki anlamından çok farklı bir yerdeydi. İnsanlar, saygıyı, makam ve statüye göre tapınmak ve yalakalık yapmak şeklinde yorumluyorlardı. Alt düzey emekçiler hor görülüyor ve aşağılanıyordu.
İnsana insan olarak değer vermeyen, ahlaki ve kültürel değerleri hiçe sayan toplum olduk ne yazık ki.