Merhaba,
Rahatlık mı, gevşeklik mi, karar veremiyorum; ama rahatlık ile gevşeklik arasında bir geçiş olduğunu düşünüyorum. Yaşadığımız ülkenin insani yaşam standartlarında hep listenin sonunda olmamız kimseyi rahatsız etmiyor mu? Yolsuzluk, taciz, çocuk istismarı, insan hakları, ifade özgürlüğü, internet siteleri, sokak hayvanları, ekonomik durum gibi pek çok konuda bağımsız kuruluşlarca hazırlanan listelerde dip ülkelerle aynı sıralarda yer almamız gerçekten kimseyi rahatsız etmiyor mu?
Ülkemizde çocuklarımızı koruyamıyoruz. Borçlu doğacakları bir ekonomi, sokaklarında kültürünü bilmediğimiz yabancıların dolaştığı şehirler, uluslararası geçerliliği olmayan diplomalar, her yıl değişen eğitim sistemi, çocuk istismarına uğrayan on binlerce çocuk… Bunlar endişe verici değil mi?
Emeklilerimizi koruyamıyoruz. Ömrü boyunca devletine hizmet eden ve maaşından kesintilere maruz kalan emeklilerimiz, kirasını ödeyemeyecek, huzur evine dahi gidemeyecek durumda. Hayatta kalma endişesi içinde, kendilerini sadece bir yük olarak gören bir sistemle karşı karşıyalar.
Kadınlarımızı, esnafımızı, öğrencimizi, çiftçimizi, işçimizi koruyamıyoruz.
Peki, biz nelerle uğraşıyoruz? Sosyal medya, sokak köpekleri, kuşlar, kira kontratlarının e-devlet üzerinden yapılması gibi konularla mı? Bunlar önemli sorunlar olabilir ama ülke olarak Instagram kadar ekmeğin fiyatını, 12-15 TL olduğunu yeterince konuştuk mu? Sokak köpekleri sorunu var, ancak yılda 10 kişi ısırılmamışken, 30 bin çocuğun istismara uğramasını ne kadar konuştuk? TikTok kadar, 12 bin TL emekli maaşıyla hayatta kalmaya çalışan birinin durumunu konuştuk mu? Ölen çocuk işçiler ve madenlerin talan ettiği vatan topraklarını ele aldık mı?
Bize sadece para kazanmak ve hayatta kalmak gibi kısır bir döngüde yaşamak kalmış. Eskiden dostluk, iyilik, merhamet, sadaka, yardım, bağış ve fedakarlık gibi kavramlarımız vardı. Komşularımızı, arkadaşlarımızı yemeklere davet eder, evimizde ağırlardık. Şimdi bunlar neredeyse tamamen bitti mi?
Eskiden mangala et dışında bir şey koymazken, şimdi tavuk kanadı adetle almıyoruz mu? Tavuktan döner mi yapılırdı? İçi boş gözleme, yalancı lahmacun mu görmüştük? Pazara gittiğimizde en garibanımız bile kilolarca meyve sebze alırken, şimdi en garibanın bile böyle bir alışveriş yapması mümkün mü?
Et kokmuştur diye komşumuza bir tabak pişmiş et götürme alışkanlığımız yok mu? Paylaştığım şeyleri sadece ben mi yaşadım, hepimiz yaşamadık mı? Anne ve babanıza sorun, emekli olduklarında ev ya da araba almadılar mı? Temel şeylerin artık lüks haline gelmesi ve insanlığın, merhametin azalması üzerinde hiç mi suçumuz yok?
Rahatlık mı, gevşeklik mi, karar veremiyorum; ama rahatlık ile gevşeklik arasında bir geçiş olduğunu düşünüyorum. Yaşadığımız ülkenin insani yaşam standartlarında hep listenin sonunda olmamız kimseyi rahatsız etmiyor mu? Yolsuzluk, taciz, çocuk istismarı, insan hakları, ifade özgürlüğü, internet siteleri, sokak hayvanları, ekonomik durum gibi pek çok konuda bağımsız kuruluşlarca hazırlanan listelerde dip ülkelerle aynı sıralarda yer almamız gerçekten kimseyi rahatsız etmiyor mu?
Ülkemizde çocuklarımızı koruyamıyoruz. Borçlu doğacakları bir ekonomi, sokaklarında kültürünü bilmediğimiz yabancıların dolaştığı şehirler, uluslararası geçerliliği olmayan diplomalar, her yıl değişen eğitim sistemi, çocuk istismarına uğrayan on binlerce çocuk… Bunlar endişe verici değil mi?
Emeklilerimizi koruyamıyoruz. Ömrü boyunca devletine hizmet eden ve maaşından kesintilere maruz kalan emeklilerimiz, kirasını ödeyemeyecek, huzur evine dahi gidemeyecek durumda. Hayatta kalma endişesi içinde, kendilerini sadece bir yük olarak gören bir sistemle karşı karşıyalar.
Kadınlarımızı, esnafımızı, öğrencimizi, çiftçimizi, işçimizi koruyamıyoruz.
Peki, biz nelerle uğraşıyoruz? Sosyal medya, sokak köpekleri, kuşlar, kira kontratlarının e-devlet üzerinden yapılması gibi konularla mı? Bunlar önemli sorunlar olabilir ama ülke olarak Instagram kadar ekmeğin fiyatını, 12-15 TL olduğunu yeterince konuştuk mu? Sokak köpekleri sorunu var, ancak yılda 10 kişi ısırılmamışken, 30 bin çocuğun istismara uğramasını ne kadar konuştuk? TikTok kadar, 12 bin TL emekli maaşıyla hayatta kalmaya çalışan birinin durumunu konuştuk mu? Ölen çocuk işçiler ve madenlerin talan ettiği vatan topraklarını ele aldık mı?
Bize sadece para kazanmak ve hayatta kalmak gibi kısır bir döngüde yaşamak kalmış. Eskiden dostluk, iyilik, merhamet, sadaka, yardım, bağış ve fedakarlık gibi kavramlarımız vardı. Komşularımızı, arkadaşlarımızı yemeklere davet eder, evimizde ağırlardık. Şimdi bunlar neredeyse tamamen bitti mi?
Eskiden mangala et dışında bir şey koymazken, şimdi tavuk kanadı adetle almıyoruz mu? Tavuktan döner mi yapılırdı? İçi boş gözleme, yalancı lahmacun mu görmüştük? Pazara gittiğimizde en garibanımız bile kilolarca meyve sebze alırken, şimdi en garibanın bile böyle bir alışveriş yapması mümkün mü?
Et kokmuştur diye komşumuza bir tabak pişmiş et götürme alışkanlığımız yok mu? Paylaştığım şeyleri sadece ben mi yaşadım, hepimiz yaşamadık mı? Anne ve babanıza sorun, emekli olduklarında ev ya da araba almadılar mı? Temel şeylerin artık lüks haline gelmesi ve insanlığın, merhametin azalması üzerinde hiç mi suçumuz yok?