Rahatlık mı, Gevşeklik mi? Ülkemizin sosyal sorunlarında bizim hiç mi suçumuz yok?

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Adem
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Adem

Yeni Üye
Katılım
7 May 2024
Mesajlar
16
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Merhaba,

Rahatlık mı, gevşeklik mi, karar veremiyorum; ama rahatlık ile gevşeklik arasında bir geçiş olduğunu düşünüyorum. Yaşadığımız ülkenin insani yaşam standartlarında hep listenin sonunda olmamız kimseyi rahatsız etmiyor mu? Yolsuzluk, taciz, çocuk istismarı, insan hakları, ifade özgürlüğü, internet siteleri, sokak hayvanları, ekonomik durum gibi pek çok konuda bağımsız kuruluşlarca hazırlanan listelerde dip ülkelerle aynı sıralarda yer almamız gerçekten kimseyi rahatsız etmiyor mu?

Ülkemizde çocuklarımızı koruyamıyoruz. Borçlu doğacakları bir ekonomi, sokaklarında kültürünü bilmediğimiz yabancıların dolaştığı şehirler, uluslararası geçerliliği olmayan diplomalar, her yıl değişen eğitim sistemi, çocuk istismarına uğrayan on binlerce çocuk… Bunlar endişe verici değil mi?

Emeklilerimizi koruyamıyoruz. Ömrü boyunca devletine hizmet eden ve maaşından kesintilere maruz kalan emeklilerimiz, kirasını ödeyemeyecek, huzur evine dahi gidemeyecek durumda. Hayatta kalma endişesi içinde, kendilerini sadece bir yük olarak gören bir sistemle karşı karşıyalar.

Kadınlarımızı, esnafımızı, öğrencimizi, çiftçimizi, işçimizi koruyamıyoruz.

Peki, biz nelerle uğraşıyoruz? Sosyal medya, sokak köpekleri, kuşlar, kira kontratlarının e-devlet üzerinden yapılması gibi konularla mı? Bunlar önemli sorunlar olabilir ama ülke olarak Instagram kadar ekmeğin fiyatını, 12-15 TL olduğunu yeterince konuştuk mu? Sokak köpekleri sorunu var, ancak yılda 10 kişi ısırılmamışken, 30 bin çocuğun istismara uğramasını ne kadar konuştuk? TikTok kadar, 12 bin TL emekli maaşıyla hayatta kalmaya çalışan birinin durumunu konuştuk mu? Ölen çocuk işçiler ve madenlerin talan ettiği vatan topraklarını ele aldık mı?

Bize sadece para kazanmak ve hayatta kalmak gibi kısır bir döngüde yaşamak kalmış. Eskiden dostluk, iyilik, merhamet, sadaka, yardım, bağış ve fedakarlık gibi kavramlarımız vardı. Komşularımızı, arkadaşlarımızı yemeklere davet eder, evimizde ağırlardık. Şimdi bunlar neredeyse tamamen bitti mi?

Eskiden mangala et dışında bir şey koymazken, şimdi tavuk kanadı adetle almıyoruz mu? Tavuktan döner mi yapılırdı? İçi boş gözleme, yalancı lahmacun mu görmüştük? Pazara gittiğimizde en garibanımız bile kilolarca meyve sebze alırken, şimdi en garibanın bile böyle bir alışveriş yapması mümkün mü?

Et kokmuştur diye komşumuza bir tabak pişmiş et götürme alışkanlığımız yok mu? Paylaştığım şeyleri sadece ben mi yaşadım, hepimiz yaşamadık mı? Anne ve babanıza sorun, emekli olduklarında ev ya da araba almadılar mı? Temel şeylerin artık lüks haline gelmesi ve insanlığın, merhametin azalması üzerinde hiç mi suçumuz yok?
 
Uzun uzun cevap yazmak isterdim ama toplumda ekonomik sorunlar nedeniyle boynumuzu kaldıramıyoruz. Yazdıkların tane tane doğru; örf, adet, gelenek ve görenekler artık kalmadı ya da belki ben bu devirdeki insan değilim. Bundan 10-15 yıl önce çırak olarak çalışırken senetle ilk teletexli 37 ekran televizyonumu almıştım. Sözde senet, "şu dakika şuradayım" veya "şu zamanda ödeyeceğim" dendiğinde ödenirdi.

İletişimi arkadaşlar aracılığıyla kurardık, çünkü telefon gibi teknolojiler yoktu. İnsanlar birbirlerine daha çok zaman ayırıp selam sabah verirdi. Sevgili yapmak için aylarca evinin önünde nöbet tutardık, hatta sokağında. Şimdi ise örnek olarak Facebook’tan, Instagram’dan tanışıyoruz ve sosyal medyadan bir satırla ayrılıyoruz. Kısacası, bu saatten sonra hiçbir şey düzelmez.
 
Türk halkı geçmişten günümüze kadar özellikle AKP iktidarı altında şimdiki duruma alıştırıldı. Halkın bilinçaltına "Ben gidersem ülke gider" fikri sokuldu. Böylece; halk, on yıl önce bazı şeylere göz yummaya başladı ve bu durumu içselleştirdi. Herkes "Ben göz yummuyorum" dese de, gerçekte herkes bir şekilde göz yumuyor. Bugün neler olup bittiğini biliyoruz. Ancak burada yazıp siyaseti ateşle yakmayacağım. Sağlıcakla kalın.
 
Geri
Üst